AYM Başkanı açıkladı, HDP davasında sona gelindi
2026-02-26 - 10:42
Anayasa Mahkemesi Başkanı (AYM) Kadir Özkaya, HDP'nin kapatma davasında sona gelindiğini söyledi. Özkaya, AYM kararlarının uygulanması ve Can Atalay kararına yönelik yorumları da değerlendirdi. AYM Başkanı Kadir Özkaya, Ankara'da gazetecilerle bir araya geldi. Yüksek Mahkeme Başkanı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasına yönelik tartışmaları da değerlendirdi. HDP KAPATMA DAVASINDA SON DURUM “Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili henüz bir karar vermedi. Davayla ilgili son durum nedir?” sorumunu yanıtlayan AYM Başkanı Özkaya, şu bilgiyi paylaştı: “840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz. Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkânı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında. Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesinde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir.” CAN ATALAY'IN DURUMU Açıklamaları sırasında AYB Başkanı'da Can Atkalay'ın durumu da soruldub. Yüksek Mahkeme Başkanı bu soruya şu karşılığı verdi: “Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama Mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti.” “Sorunuzun ikinci kısmıyla ilgili ise Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz ve ihlal kararının niteliğine de bakarak eğer gerçekten ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz. Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik yetkimiz yok. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmelerimiz de farklı yorumlanabiliyor. O nedenle bu tür konularda kararlarımızla değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.” Özkaya, AYM kararlarının uygulanması konusunda soruya yanıt verirken, “Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına ilişkin sorunuzla ilgili olarak Anayasa’nın 153. maddesi açık. Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun hükümleri açık. Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor." dedi. Özkaya sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasa’nın 153. maddesine ilişkin ise şöyle bir değerlendirmede bulunabiliriz: Anayasa Mahkemesinin verdiği kararların hangilerinin yerine getirilip hangilerinin yerine getirilemeyeceğine ilişkin Anayasa’da bir ayrım söz konusu değil. 153. madde bireysel başvurunun hukuk sistemimize girdiği tarihten önce yürürlüğe girmiştir, yani bireysel başvurunun kabulü tarihinde bu kural yürürlükteydi. Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel bir hüküm getirmediğine göre kararların yerine getirilmesi noktasında 153. madde bireysel başvuruyu da kapsamaktadır diyebiliriz.” Özkaya, bireysel başvurulara yönelik kararların uygulanması konusunda da görüşlerini açıkladı. “Bireysel başvuru, Anayasa’nın teminat altına aldığı aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de koruma altına aldığı bir hakkın bu karar nedeniyle ihlal edildiği düşünülüyorsa ihlalin ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesine başvuruya imkân sağlayan bir yoldur.” açıklamasını yapan Yüksek Mahkeme Başkanı şu değerlendirmede bulundu: “Burada dikkat etmemiz gereken husus yalnızca kesinleşmiş ve başvuru yolları tüketilmiş kararlara karşı bireysel başvuru yapılabileceğidir. Diğer tarafta ise Anayasa’nın ilgili maddelerinde hem Danıştayın hem de Yargıtayın kendi yargı düzenleri içerisinde nihai karar mercii olduğu düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi ise yalnızca bu nihai kararın Anayasa’ya temas ettiği kısmıyla ilgili değerlendirme yapmaktadır. Öbür tarafta yine kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin bireysel başvuru kapsamında inceleme yapılamayacağı düzenleniyor. Farklılaşma burada ortaya çıkıyor. Yani bir taraftan kendi hukuk düzeni içerisindeki kesinleşmiş nihai kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir derken öbür taraftan Yargıtay ve Danıştayın kararları kesindir deniliyor. Bununla birlikte yalnızca temel haklara ilişkin olan kesinleşmiş kararlara karşı bireysel başvuruda bulunulmasına imkân tanınıyor. Bu noktada yorumu bir bütünsellik içinde yapmadığımız takdirde sorun çıkabilir. Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar kavramının biraz daha netleştirilmesi amacıyla anayasal anlamda bir düzenleme yapılabilir.” “Tüm idari birimler ve yargı organları kararlarında Anayasa’yı gözetmek durumundadır. Bu, hem yetkileri hem de görevleri kapsamındadır.” hatırlatmasında bulunan AYM Başkanı, şöyle konuştu: “Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa’yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa’nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesine aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa mahkemesinin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin yorumu geçerli olacaktır.”